İçimden tren geçen şehir. Yürüyorum tren yolu boyunca. Yürüyorum… yürüyorum, yürüyorum… Sonra birden bire atlıyorum geçen bir trene, çocuk cıvıltıları arasında. Nereye gittiğine bakmaksızın.
Tren giderken raylar üstünde, dilime bir türkü takılıyor: “ kara tren gelmez mi ola / düdüğünü çalmaz mı ola / gurbet ele yar yolladım / mektubunu yazmaz mı ola. “ Sonrasında bir tane daha: “ Ankara’nın tren yolu gahi eğri gahi doğru “. Daha sonrasında ne kadar türkü varsa söylüyorum trenle ilgili; eğri doğru yollarda giderken. Tek başıma vagonda oturmuş gelen geçen çayırları ve insanları izliyorum. Sonra birden bire ayrıtına varıyorum ki, bu trenin benden başka yolcusu yok!
Uzak, çok uzak bir istasyonda iniyorum trenden. Bilmediğim ve hiç tanımadığım bu şehirde karışıyorum insanların arasına. Yürüyorum sokakları boyunca. Geçiyorum köprülerinden ve parklarından. Aldırmadan yabani bakışlara… Aldırsam ne olacak sanki? Bir daha uğramayacağım ki nasıl olsa bu şehre.
Sonrasında, yeniden vuruyorum kendimi tren yoluna. İlk istasyonda atlıyorum yeni bir trene; nereye gittiğine aldırmadan düşüyorum yeniden yollara…
O. NURİ UÇMANOV
ANKARA … 6. 04. 09
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder